Yazı Detayı
03 Mart 2021 - Çarşamba 23:49
 
TESADÜFEN Mİ YAŞIYORUZ ACABA?!"
HAKAN ÖZTÜRK
 
 

Ülkemizde öyle ilginç, öyle anlamsız, öyle kuralsızlıklar yaşanılıyor ki, hayatta kalıp sağsalim eve dönüşümüze şükrediyoruz.

    Misal sabah kalktınız... çalıştığınız inşaate gideceksiniz....
Çocukları öpüp kucaklayıp evden çıktınız....
Aracınız yok. Çalıştığınız inşaat bir hayli uzak olduğu için durakta minibüs bekliyorsunuz.

Buraya kadar her şey normal...

    Sonra birden bir gürültü, bir kavga...

   İki kişi husumetli olan adamı vurmak isterken, size silah sıkıyor...
Ve hayatınızı kaybediyorsunuz...
Geride boynu bükük iki yetim ve gözü yaşlı bir eş...

    Failler yargılanıyor yargılanmasına da geride kalanlar nasıl bir yaşam sürecek?!...

    İstanbul Sultangazi'de  Ezel isimli bir çocuk...
Daha 11 yaşında...

    Ekmek almak için sokaktan geçerken iki magandanın kavgasının arasında kalıyor ve biri diğerine makas fırlatıyor...
Malesef o da küçük Ezel'in boynuna saplanıyor...

SONRASI MI?

    Ameliyat üstüne ameliyat geçiren küçük çocuğun boyundan aşağısı tutmuyor felç kalıyor. Annesi ve dayısının sırtında bir hayat geçirmeye başlıyor. Kısacası hayatı mahvoluyor.

PEKİ SUÇUN CEZASI NEDİR BİLİYOR MUSUNUZ?
Basit yaralama...

    Ailesi çocuğunun yaşadığı travmaya mı yansın, suça hükmedilen cezaya mı?!.

   Demekki oradan geçmek suç, suç işlemek ise basit bir eylem!.
Nasıl bir tutumdur anlaşılır gibi değil!...

    Hatırlar mısınız, İstabul'da ablasının evinin önünde bir manyak tarafından suçsuz yere vahşice bıçaklanarak öldürülen CEREN isminde bir evladımız vardı?

    Ülke gündemimizin ana konusu olmuş ve hepimizi derinden sarsmıştı.

    Hepimizin evlâdı gözlerimizin önüne gelip, o an sımsıkı sarılmıştık...

    Oniki ayrı suçtan sabıka kaydı olan katil, "eğer Ceren olmasa bir başkası olacaktı" diye ifade veriyor ve "çıkınca yine yapacağım" diye pişkin pişkin sırıtıyordu...

    Geçmiş yıllardan bu yana suç koleksiyoncusu olan manyak katilin, en çok da bu arsız ifadeleri acıtmıştı canımızı...

    İşte böyle bir cani, daha evvel İYİ HÂL gözetilerek AÇIK CEZAEVİNE nakledilmiş ve oradan da firar etmişti.

    Hangi durumu, kime, iyi hâl ifa etmişti acaba, onu da anlayamamıştık?!

    Geçen gün sosyal medyaya düşen görüntü tam da anlatmak istediğimiz türden...

    Kafayı bulmuş sarhoş adam çiğköfteci dükkânına geliyor. Sonra orada üç beş kuruşa çalışan bir genç çocuğa "ben acısız istedim, sen acılı verdin" diye saçmasapan bir sebeple acımasızca şiddet uyguluyor. Burada gencin olgun tavrı takdire şayan...

   Ya alkollü müşteri?!

    İfadesi alınıp sonra salınıyor.
Gerekçe alkollü iken bilinçsiz oluşu...

     Ya gence uygulanan şiddet, kırılan onuru...

     Bas bakalım 10 bin lira ceza...
Bir daha aynı eylemi yapabiliyor mu!?
Alkolü bile bırakır...

*******

    Çocukluğumda babam, bazı olaylar sonrasında zaman zaman, "OĞLUM İNANKİ TESADÜFEN YAŞIYORUZ" derdi. Bense güler, "baba olur mu öyle şey, hiç tesadüfen yaşanılır mı" diye anlam veremezdim.

    Meğerse ne kadar da haklıymış. Hayatımızda yaşanılan olaylar, ölümler ve ölüm nedenleri...

   Bulunamayan failleri...

    Suçlara biçilen cezalar ve yaptırım şekilleri...

    Öylesine şaşırtıyor ve kuşkulandırıyor ki bizleri... Tesadüfen mi hayatta kalıyoruz dedirtiyor adeta.

    Türlü türlü korkular içerisindeyiz...

    Yolda yürürken, peşimizden gelen adımlardan biri, acaba sonumuzu mu getirecek...

    Araba sürerken, önümüzdeki araç, aniden fren yapıp, içinden birileri çıkarak camlarımızı tekmeleyip, canımıza mı okuyacak...

    Okula gönderdiğimiz çocuğumuzun, biri canına mı kast edecek. Birileri okulu basıp önüne gelene mi saldıracak...

    Caddeler çocukları, çocuklarsa oyunları unutmuş çoktan. Dışarı çıkarılmaya korkulur olmuşlar. Acaba bir sapığın tacizine uğrar, birinin egosuna yenik mi düşer diye...

    Ve başımıza bir olay gelir de, sonrasında failleri, ödüllendirilir tarzda basitçe bir ceza ile sıyrılırsa diye...

HEP KORKULAR, HEP KAYGILAR, HEP ENDİŞELER SARDI TÜM RUHUMUZU...


    Her gün yeni bir cinayet, yeni bir suç ve yeni bir katliam haberleri alıyoruz, ülkemizin dört bir yanından.

    Bir anne çocuğunun gözleri önünde can çeke çeke ölürken "ÖLMEK İSTEMİYORUM" diye haykırmıştı bir zamanlar... Milyonların sesi olmuştu... Ülkece ayağa kalkmıştık...

    İşlenen suçların ardındaki ölü sayısı, "sanki ülkede savaş mı var" dedirtecek cinsten.

    Bizler her bir gün çocuk tacizine, kadın katliamına haykıraduralım sonu asla gelmiyor. Sokakta her an yaşayabileceğimiz bir olumsuzluğun endişesinde nefes alıyoruz sanki. Gerekli cezai işlem ve yaptırımları olmadığı surette önüne geçilmesi de mümkün olmayacak.

    Cerenler, minik Leylalar, Ayşeler, Emineler ölmeye devam edecek, canımız yanacak her defasında....

    Dışarı çıkıp, sağ-salim evimize döndüğümüze şükreder olduk. Eskiden inanamadığım tesadüfler, artık yaşam umudumuz oldu bir bakıma.

    Şimdi o malum soruyu hep soruyorum kendi kendime;

"ACABA TESADÜFEN Mİ YAŞIYORUZ?!"

 
Etiketler: TESADÜFEN, Mİ, YAŞIYORUZ, ACABA?!",
Yorumlar
Haber Yazılımı