Yazı Detayı
19 Aralık 2020 - Cumartesi 04:16
 
ÖZ ŞEFKAT
Ayça DELİBALTA - Uzman Psikolojik Danışman
 
 

Bir sınavda başarısız olduğunda ya da bir terfiyi alamadığında, istediğin üniversiteye giremediğinde, bir bardak kırdığında kendini haşlayanlardan mısın? Yolda bir arkadaşın sana selam vermeden geçtiğinde ‘acaba ne yaptım, nasıl bir hata yapmış olabilirim?’ düşüncesi mi gelir aklına ilk başta? Yani kısacası başarısız olmaya, hata yapmaya, dikkatsiz olmaya hakkın yok mu senin de? O zaman hoş geldin ‘kendine şefkatsizler’ grubumuza. Geç otur, az soluklan. Sen zaten kendine ‘bir dur, nefes al, yorgunsun, azıcık dinleniver’ demezsin ya, ben söylemek istedim.Yolumuz uzun. Yaşamının son 10-20-30 yılını konuşmamız lazım. Derin bi’ nefes almadan, sakin bir zihinle göz gezdirmeden bu satırlara kendi içine dönemezsin çünkü.

 

 

 

Ne zaman öğrendin kendine bu kadar şefkatsiz davranmayı. Her hatanda kendini haşlamayı, her şeyin en güzelini, en iyisini yapmak zorunda olduğunu kim öğretti sana? Kim dedi mesela “asla o notların zayıf olamaz, düzensiz olamazsın, bir kişiyi patron övecekse o sen olmalısın, en iyi üniversitede okuyup en iyi işi yapmalısın.” Sevdiğin insanların hatalarını affedebilirken, onlara destek olabilirken sen, en ufak hatada kendini asmayı kim öğretti? Çok değil azıcık düşündüğümüzde şu soruları çocuklukta duyduğumuz bazı söyler geliveriyordur aklımıza. Kendimize karşı şefkatsiz olmayı, yani öz şefkat yoksunluğunu, geçmişten getiririz birçoğumuz. Hata yapmamızın kabul edilmediği evlerden alırız bu özellikleri. Ya tahtadaki bir soruyu yapamayınca çok kızan öğretmenlerimiz, ya bir bardağı kırıp bir sınavda başarısız olduğumuzda insan öldürmüşüz gibi tepki veren ailelerimiz vardır da onlara yaranabilmek için ‘hatasız insan’ olmaya çalışırız.

 

 

 

 

Peki tanımlayacak olursak nedir öz-şefkat? Algıladığımız başarısızlıklarımızda, yetersizliklerimizde, hatalarımızda kendimize karşı merhametli olabilmektir. Başka birinin hatalarına karşı nasıl hoşgörülü davranabiliyorsak kendimize karşı da aynı şekilde yaklaşabilmektir. Bir başarısızlık sonrası aynaya gülümseyip ‘her zaman mükemmel olmak zorunda değilsin, bazen de isteklerini gerçekleştiremeyebilirsin’ ya da bir hata yaptıktan sonra kendi omzumuzu okşayıp ‘herkes gibi senin de hata yapma hakkın var’ diyebilmektir. Biliyorum ‘kendine şefkatsizler’ için bu söylediğim sözler birer devrim niteliğinde. İçimizde yaratacağımız bir devrim… Çocukluktan gelen o ses sürekli kendini eleştirmeni söylerken kendine merhametli davranmak kolay olur mu? Olmaz. Denemeye değer mi? Hem de nasıl.

 

 

 

Hadi şimdi alalım elimize kağıdı-kalemi. Çocukluğumuzda büyüklerin bize çok kızdığı ve bir kenara geçip bizim de kendimize küstüğümüz ‘o’ anları düşünelim, yazalım tek tek. Önce o küçük çocuğun ‘o’ hataları kabul edelim. Sonra da bugünlerimize dönüp son yaptığımız ve kendimize çok kızdığımız hatalarımızı, eksikliklerimizi, başarısızlıklarımızı yazalım. Bu büyük çocuğun da şefkate ihtiyacı var ya hani. Şimdi ona iyi davranmakta sıra.

 
Etiketler: ÖZ, ŞEFKAT,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı