Yazı Detayı
19 Aralık 2020 - Cumartesi 04:21
 
DAMGALAMA (STİGMATİZASYON)
Seda Yılmaz Sosyolog Aile Danışmanı
 
 

 Siz hiç dışlandınız mı? Kabul görmediğiniz, hor görüldüğünüz oldu mu? İtibarınız sarsıldı mı? Hiç göze battığınızı düşündünüz mü? Biz insanlar, yaradılışımız gereği midir nedir, ötekileştirmeyi seven canlılarız. İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar artarak devam eden bir kavramdır damgalama... Kuramın öncüsü, Amerikalı Sosyolog Erving Goffman olarak görülür. Toplum tarafından kişiye; gözden düşmüş, aşağılanmış, toplum normlarına uygun olmayan, itibarsızlık olarak atfedilen algıdan bahsetmiştir.

 

 

 

 

Goffman’a göre damgalama; damgalananın adının önüne getirilen etiketler insanı daha az istenilebilir, daha değersiz hale gelmesi, neredeyse insan gibi görülmemesi yönündedir. Şimdi bu tanıma bakınca herkes kendini normal birey olarak kabul eder. Normal nedir? Tek bir doğru ya da tek bir normal mi vardır? Gerçekten normal miyiz? Normalsek kime göre normaliz?

 

 

 

Normal değerler; toplumdan topluma, kültürden kültüre, hatta aileden aileye göre farklılıklar gösterebilmektedir. Kendi yaşam standartlarının dışında birini gören kişiler, gördüğü an hemen damgalamaya başlar. Çünkü karşısındaki birey, alışılagelmişin dışındadır. Öyleyse kusurludur gibi kalıp yargılara bürünür. Kişiyi onaylamama, reddetme, dışlama gibi davranışlar sergiler.

 

 

En çok kimler damgalar? Kendini bilmezler, cahiller, endişeliler, korkaklar, kendini sevenler, yasa koyucu, düzen koruyucu, başkalarının üzerinde ahlâk tanımlamaları yapan kişiler… Örneğin; zenginler fakirleri, erkekler kadınları, yaşlılar gençleri, etnik çoğunluklar azınlıkları yaftalar. İlk çağlardan beri en sık, ruhsal durumu bozuk bireylerin damgalamaya maruz kaldığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra bedensel engeli olan bireyler, cinsel tercihleri farklı olan bireyler, başkaldıranlar, alkol ve madde bağımlılığı olan bireyler ya da çoğunluğa göre farklılık gösterdiği düşünülen bireyler damgalanmaya maruz kalmışlardır.

 

 

 

Bu bireyler toplum tarafından kabul görmediği için zorlu süreçlerden geçmektedir. Damgalamaya maruz kalan bireylerde; stres, bunalım, depresyon, tedaviden kaçınma, intihar gibi sonuçlar görülebilmektedir. Ya da zamanla kendilerini toplumdan soyutlayıp, iç dünyalarına veya kabul gördükleri sınırlı topluluğa dönerler. Kısacası bu şekilde yaşamaya itilirler.

 

 

 

Kendi doğrularımıza göre herkesin hayatı şekillensin istiyoruz. Peki buna hakkımız var mı? Karşımızdaki kişinin geçmişte ne yaşadığını biliyor muyuz? Etiketlediğimizde, karşımızdaki kişi ne hissediyor fikrimiz var mı? Öğrenilmiş bir şekilde ezbere damgalayıp geçiyoruz. Sadece bakmayı değil, bakıp görmeyi öğrendiğimiz zaman çevremizi daha iyi anlarız. Yargılamak yerine herkesi olduğu gibi tanımaya çalışmalıyız. Her şartta ve koşulda, çevremizdeki kişilere saygılı olmalıyız. Bırakalım da insanlar tercih ettikleri, mutlu oldukları şekilde hayatlarını sürdürsünler.

 

 

Sevgilerimle…

 
Etiketler: DAMGALAMA, (STİGMATİZASYON),
Yorumlar
Haber Yazılımı