Haber Detayı
29 Ekim 2020 - Perşembe 23:28
 
ASLINDA KENTTE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK
Beylikdüzü yerel siyasetinin tanınan ismi Turgay EMİNOĞLU ile Beylikdüzü’nün geçmişten günümüze değişen siyasi atmosferi üzerine konuştuk
Siyaset Haberi
ASLINDA KENTTE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

BAŞKA AJANS İLE TANIŞMANIN VAKTİ GELDİ

Beylikdüzü yerel siyasetinin tanınan ismi Turgay EMİNOĞLU ile Beylikdüzü’nün geçmişten günümüze değişen siyasi atmosferi üzerine konuştuk:

 

“Bana sorarsanız kentte aslında değişen bir şey yok. Her partide aynı mekanik, bildik şeyler. Bir belediye başkanı partilerin kapalı kapılar ardında “bilinen” yöntemle aday yapılır. Sonra o kişiye uygun meclis listesi oluşturulur”  dedi.

 

Beylikdüzü Sakinleri Gazetesi’ne konuşan EMİNOĞLU; “ Türkiye de erken bir seçim öngörmediğini Cumhurbaşkanı’nın kaç kez seçilmesiyle ilgili hala kanunda boşluklar olduğunu ve hukukçuların söz birliği içerisinde olmadığını” dile getirdi.

 

Turgay Bey;   Genelde ülkenin siyasal ve ekonomik atmosferini özel de ise; CHP’nin bunlara karşı durduğu yeri ve siyaset yapma biçimini nasıl buluyorsunuz?

 

EKONOMİK OLARAK EN DERİN KRİZİ YAŞIYORUZ!

 

-Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere; top yekün siyasal iktidar ve onun küçük ortağının diline bakılırsa ülke de her şey yolunda. Hatta ülke Cumhuriyet tarihi boyunca en iyi dönemini yaşıyor.

 

Tabi ki bu böyle değil. Siyasal olarak;Adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dedikleri kuvvetler ayrılığı prensibini ortadan kaldıran tek adam sistemi aynı zaman da kaosu da beraberinde getirmiştir. Bu sistemi topluma dayatırken birçok gerekçelerin arkasına sığınarak adeta kurtarıcı ve kanat takıp uçuran bir sistem olarak pompaladılar. Bunlardan en ironik olanı ise; koalisyonların çok kötü bir yönetim olduğunu söyleyip, daha birkaç yıl önce biri birlerine ağza alınmayacak hakaret edenler şimdi hukuki olmasa da fiili koalisyon yapmaktadırlar.

 

Ekonomik olarak en derin krizi yaşıyoruz. İşsizlik had safhada. Özellikle genç ve üniversite mezunu işsizlik oransal olarak çok yüksek. Döviz aldı başını gidiyor.Ama Maliye Bakanı ahalinin dağarcığına yeni trajikomik fıkralar ilave etmekle meşgul.

 

Ülkenin az da olsa güvenilir kurumları vardı. Bunları yerle bir ettiler. Örnek: Bunlardan önce DİE’nün açıkladığı veriler bilimsel gerçeklere dayanıyordu ve hangi hükümet gelirse gelsin bu kuruma toplum güven duyardı.Şimdi ise; artık bu kurumun verilerine kimse güven duymuyor.

 

Siyasal iktidar bu tablo gerçeği içinde iktidarını sürdürmek için, ülke de suni gündemler yaratarak iktidarını korumak istiyor. Bazen sınır savaşlarını gündeme getiyor, bazen gaz bulundu diyor, çok sıkışınca elinin altında ki en işlevsel argümanı sürüyor. HDP’yi şeytanlaştırma operasyonu yapıyor.Buna tipik örnek ise; son Kobani operasyonu,Ayhan Bilgen’e yapılan ve Kars’a kayyum atanmasıdır.

 

Çok üzgünüm ama CHPise; bütün bu olan biten tablo karşısında Salı’dan Salı’ya grup konuşması dışında, etkili, ön alacak, gündem belirleyecek, toplumda heyecan ve umut oluşturacak bir refleksten çok uzakta duruyor.

 

CHP’yi yönetenler ve kazanılması imkânsız olan bu illere başkan seçilenler HDP’nin verdiği oylarla başta İstanbul olmak üzere beş büyükşehrin kazanılmasını kendi kerametleri gibi görerek, buradan aldıkları oyu kendilerine sermaye yapıp parti içi iktidar oyunlarına tam gaz devam ediyorlar! Hatta kimileri de kantarın topuzunu kaçırıp, nerede ise kendini Atatürk ilan ettiler!

 

 

 KENTTE ASLINDA DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK!

 

Geçmişten günümüze Beylikdüzü siyasetinin geldiği siyasi tabloyu ve yerel yönetimlerin performansını siz nasıl görüyorsunuz ?

 

Beylikdüzü 2008’den önce Büyükçekmece’ye bağlı dokuz beldeden biriydi.Sonra Beylikdüzü, Gürpınar ve Yakuplu beldelerinin birleşmesi ile ilçe oldu. İlçe olmadan önce de her ne kadar Büyükçekmece’ye bağlı olsa da siyasette aktif bir beldeydi.Beylikdüzü ilçe olduktan sonra biraz daha yerelden ülke geneline kayan bir siyaset öne çıkmaya başladı.

 

Sanırım yerel yönetimden kastınız belediye olmalı.Beylikdüzü’nü oluşturan bu üç beldeyi; Gürpınar 1989-1994 dönemi hariç 2014 yılına kadar sağ partiler yönetti.2014 ve 2019’da CHP kazandı. Ve yönetiyor. Bana sorarsanız kentte aslında değişen bir şey yok.Her partide aynı mekanik, bildik şeyler. Bir belediye başkanı partilerin kapalı kapılar ardında “bilinen” yöntemle aday yapılır. Sonra o kişiye uygun meclis listesi oluşturulur. Buraya kadar o kentte yaşayan halka hiçbir şey sorulmaz. Sonra toplumun önüne koyarak bunlara oy verin denir. Birileri seçilir.Bakarsınız ki beş yıl geçmiş kent ve kent bilincinde pratiğinde pek de değişen bir şey yok. Bol beton, bol yüksek bina, daha şimdiden çekilmez bir trafik. Arazi rantı var olduğu sürece ve büyüdükçe bu böyle devam edecek gibi görünüyor.

 

 

BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE BUNU İŞLEDİ ve İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR!

 

Soru: CHP'nin  Beylikdüzü'ndeki yükselişi adayların kişisel başarısı mı yoksa değişen seçmen yapısının etkisi mi sizce?

 

 Bakın ben bunu duyduğumda gülüyorum.Çünkü birileri çok bilinçli bir şekilde bunu işledi ve işlemeye devam ediyor.Neymiş efendim 2014 Yerel Yönetim Seçimlerinde AKP’nin elinden alınan tek ilçe olduğu için burayı kazanan kişi de ne kerametler varmış ne kerametler varmış.O olmasa kazanılamazmış da, vs.vs.

 

31 Mart 2019 İBB Seçiminde de aynı algı operasyonu yapıldı ve hala devam ediyor. Oysa ki ; “Halep Oradaysa Arışın Burada” misali  hesap ortada.  HDP siyasal iktidarı cezalandırma kararı almasa , hele hele Selahattin Demirtaş o çağrıyı yapmasaydı,  İmamoğlu’nun aldığı oy  en çok yüzde 38’dir.

 

Çok net söylüyorum.Bunların hepsi koca bir algı operasyonudur.Hatta yalandır. Zira; 2009 yılında 31 Belediye Meclis üyesinin 15’i CHP 11’i AKP ve 5’ini MHP almıştır.Yine 6 il Genel Meclis üyesinin dağılımı: CHP 3, AKP, 2 MHP 1 şeklindedir. Yine İBB’de en yüksek oyu alan CHP’dir. Şimdi diyecekler ki; e siz her yeri kazandınız da belediye başkanlığını neden kaybettiniz? Onun da cevabı gayet sarihtir. Siz koca Cumhuriyet kurmuş partide, kadro mu yoktu, adam mı yoktu da gittiniz BBP’nin MYK üyeliğini  yapmış, sorulduğunda ise; her şeyi inkar eden taklacı güvercini  kapalı kapılar ardında, kirli ilişkilerle aday yaptınız; topluma ve CHP seçmenine dayattınız?!

 

Bu hususta söyleyeceğim kısaca şudur. Beylikdüzü; 1996 yılından itibaren hızla Bakırköy veya Kadıköy gibi orta ve orta altı sınıfın, iç göç nedeniyle oluşturduğu bir yerdir. Bura da seçim kazanılması sadece ve sadece,  gerek seküler yaşam biçimi nedeni ile gerekse solun her renginin çoğunluğu oluşturduğu bir popülasyona sahip olmasından ötürüdür.

 

CHP’nin burayı kazanacağı özellikle 2004’ten sonra daha da nettir. Burada kişilerin çok  ehemmiyeti yoktur.Bunun en basit ve yalın turnusolu ise kendi babam ve annemdir.Gidin sorun Beylikdüzü’nün Belediye Başkanı kim diye size, bizi ilgilendirmez diyecekler. Biz CHP’ye oy verdik derler.Haaa bu gerçekler orta yerde dururken; “Ben keramet sahibiyim, ben kazandım” diyen varsa?! Bir daha ki dönem çıksın bağımsız ve ya CHP dışında bir partiden aday olsun, bakalım kaç oy alıyor. Hodri meydan!

 

 

PKK DERHAL SİLAH BIRAKMALIDIR

 

Türkiye de yakın tarihte bir erken seçim öngörüyor musnuz?

 

Sanmıyorum. Çünkü bu kararı almak için muhalefetin oyu yeterli değil. Ayrıca Cumhurbaşkanının kaç kez seçilmesi ile ilgili hala kanunda boşluk var tartışmalıdır. Hukukçular bu konuda söz birliği içerisinde değiller. Daha da önemlisi bu ekonomik tablo ile Saray erken seçim kararı aldırmaz. Zira biliyor ki; ülkede hükümetler hep ekonomik saiklerle değişmiştir.

 

Aslında seçimin zamaında yapılması muhalefet bloğunun lehinedir. Muhalefet bu süreyi iyi değerlendirmelidir. HDP yi de içine alacak muhalefet bloğu açıktan oluşturulmalıdır. Bunun ilk bakışta zor olduğunun farkındayım. Ancak partiler, ülkenin bugünkü  koşullarını her şeyin önüne koymalıdırlar. Bu husus da risk almalıdırlar.

 

Bunların başın da Kürt sorunun da özellikle CHP’nin , tabi diğer muhalefet bloğunun da  radikal bir düşünce değişikliğine gitmesi gerekir.  Ama aynı değişikliği PKK’nin de yapması  elzemdir. Türkiye’ye yönelik silahlı mücadeleyi tek yanlı bırakması bu radikal düşünce değişikliğinin başında geliyor.

 

Bu radikal düşünce ise; başta HDP olmak üzere tüm muhalefet partilerinin PKK’ya derhal silah bırak çağrısı yapıp ülke dışına çıkması yönünde irade koymaları gerekir. PKK ise amasız, fakatsız hiçbir koşul ve gerekçe öne sürmeden silahı bırakıp ülke dışına çıkmalıdır. PKK’nın silahlı mücadele pratiğinin karşılığı ülkede yoktur.Hatta anlamsızdır. Bunda ısrarı Kürt halkının özgürlüklere dair kazanımlarını geri götürecektir.Bu tüm halka açıkça anlatılmalıdır.

 

Silahlar kalıcı olarak sustuğunda, HDP’nin eli çok rahatlayacak ve  legal siyaset alanında ciddi bir alan açacaktır. Terör sebebi  ile perdelenen Ülkenin; üretimsizlik, yokluk,  yoksulluk, işsizlik, gelir dağılımında ki bozukluk,gibi bilumum  sorunları daha net toplumun önüne konulabilecektir. Buradan iktidar sıkıştırılarak sonuç alınabilecektir.

 

Cumhur İttifakı’nın HDP’yi şeytanlaştırarak, kriminalize ederek muhalefet bloğu içerisinde yer almaması için “dokunan yanar” pozisyonundan çıkaracaktır. Başta CHP olmak üzere;  İYİ Parti, Saadet Partisi ve diğer muhalefet partilerinin açıktan HDP ile her türlü ittifak kurmanın önünü açacaktır.

 

Böylece siyasal iktidarın; iktidarda kalmak için, tüm medya gücü ile amansız bir kara propaganda yaparak;  HDP ‘yi  terörün uzantısı olarak  gösterip, muhalefet bloğunun içinde yer almaması  için,  bölme ve parçalama kurgusu yerle bir olacaktır.  İşte o zaman görülecektir ki 2002’de sandıkla gelen iktidar yine  bir güzel sandıkla gidecektir. Aksi takdirde tüm partilerin aldığı oy oranı üç aşağı beş yukarı bilinmektedir.HDP’nin olmadığı bir masa da akşamın sonunda yine kazanan Saray olacaktır!

 

 

 

 

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: ASLINDA, KENTTE, DEĞİŞEN, BİR, ŞEY, YOK,
Yorumlar
Haber Yazılımı